ahmet kolkoparan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahmet kolkoparan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2019 Perşembe

23 Ocak 2019 haber


Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi’nde “Eski Kent Fotoğrafları Okuma” etkinliğinin on birincisi gerçekleştirildi.

23 Ocak 2019 Çarşamba günü Ahmet Kolkoparan ile bu ay 26 Aralık 2018 tarihinde gerçekleştirilen etkinlikte süre sıkıntısı dolayısıyla yorumlanamayan fotoğraflar yorumlandı. Çanakkale fotoğraf tarihine değinilen etkinlikte Sepulchre fotoğrafları ve fotoğraf editörlüğü hakkında da bilgiler verildi. Kartpostal editörlüğünün Çanakkale kartpostallarında sıklıkla karşılarına çıktığını söyleyen Ahmet Kolkoparan Ghazarian, Zaulides ve Kichmichian Kardeşler damgalı fotoğraflar üzerinden yorumlamalar yaptı. Konukların da katılımıyla zenginleşen etkinlikte Çanakkale’nin caddeleri, mahallelerinin isimlendirmeleri, oluşum tarihleri gibi konular üzerinde de fikirler paylaşıldı. Etkinlik sonunda daha önceki etkinliklerde konuşulan F.M, F.M.K, M.K kısaltmalı ve M. Kemal olarak geçen fotoğrafların Mehmet Kemaleddin isimli bir fotoğraf stüdyosuna ait olabileceği belirtildi. Ele geçirilen bir kartpostalın arkasında Osmanlıca olarak yazılan yazılardan böyle bir sonuca varılabileceği, Mehmet Kemaleddin hakkında da araştırmacıların çalışmalar yapması gerektiği vurgusu yapıldı. Etkinlik Şubat ayının son Çarşambasında farklı fotoğrafların yorumlanacağının bilgisinin paylaşılması ve gerçekleştirilmiş olan etkinliklerin çözümlemelerinin ve fotoğraflarının blog sayfası üzerinden paylaşılacağı bilgisini verilmesinin ardından sona erdi.

Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi’nde 30 Ocak 2019 Çarşamba saat 18.00’da SEHAK yönetim kurulu başkanı F. Işıl Demirel ile "Anne Frank’ın Hayat Öyküsü Üzerinden II. Dünya Savaşı’nı Anlamak” başlıklı sohbet gerçekleştirilecektir.





8 Ocak 2019 Salı

26 Aralık 2018 Eski Kent Fotoğrafları Okuma X çözümleme



Eski Kent Fotoğrafları Okuma X

Ahmet Kolkoparan: Hoş geldiniz, bir yılı aşkın zamandır devam ettirdiğimiz etkinliklerimizin onuncusunu yapıyoruz. Son iki etkinliğimizde konsept değişikliğine gittik. Sadece fotoğrafları geçmek yerine geçen haftaki etkinliğimizde Çanakkale Osmanlı fotoğraf tarihini incelemiştik. Bu kez de Çanakkale'de 1850'lerde çekilmiş fotoğrafları hikayeleri ve örnekleri ile birlikte sizlere sunmak istedim. Çanakkale transit geçiş noktasında yer alması nedeniyle imkanı olanlar tarafından fotoğraflanmış.



Ahmet Kolkoparan: Çanakkale'nin en eski fotoğraflarından biri olarak kabul edebiliriz. Günümüzdeki Güzelyalı köyüne 1855-1856 yılları arasında Kırım Savaşı zamanında Erenköy İngiliz Hastanesi kuruluyor. Hastane personeli tarafından yüzün üzerinde fotoğraf bulabiliyoruz. Bu fotoğraflar tam anlamıyla çözümleyebileceğimiz netlikte değiller. Zaten geçen ay işlemiştik, 1842 yılında fotoğraf Osmanlı'ya giriyor gördüğünüz gibi sene 1855, teknoloji çok fazla gelişmemiş. Bu fotoğraf şimdiki İzmir yolunun geçtiği noktadan İngiliz Hastanesine bakışı içeriyor. Bugünkü halini de görebilmek için kıyaslama görselini de paylaştım. 1970'li yıllardan sonra Güzelyalı şimdiki halini almaya başlıyor. 


Ahmet Kolkoparan: 1855 yılında çekilmiş yukarıdaki fotoğraf ile 1856 yılında çekilmiş aşağıdaki fotoğraf arasında dikkat edilirse yapıların sayısı biraz daha artıyor. En eski fotoğraflar bunlar.





Ahmet Kolkoparan: Hastanenin kontrol mühendisi Brunton'un kulübesi bugünkü yaklaşık olarak askeri sosyal tesislerin bonet diye tabir edilen yere tekabül ediyor. Fotoğrafın altında Ağustos olarak tarihlendirilmiş.



Ahmet Kolkoparan: Genel fotoğrafta çekilmiş olan kulübelerin çok daha yakından çekilmiş hali. Çanakkale fotoğraflarından ya da tarihinden bahsederken palamut depolarından sıkça söz edilir, gördüğünüz gibi Güzelyalı sırtları da bugünkü gibi çam ağaçları ile değil palamut ağaçları ile kaplıdır. Kulübeler ahşap olduğu için günümüze ulaşması beklenemez.



Ahmet Kolkoparan: Bu fotoğrafların yarısını çeken kişi Dr. William Robertson, doktor olarak görev yapıyor ama fotoğrafçılığa merak sardığı için de Renkio Hastanesi'nin fotoğraflarını kendisi çekiyor. Solda Halileli köyünden gelmiş bir köylü hastane alanında yer alıyor. Sağda ise Willam Roberston'un da yer aldığı fotoğraf görüyoruz.


Ahmet Kolkoparan: Calvert ailesinin konsolos olan üyesi Frederick Calvert'in benim tahminime göre tek fotoğrafı. İbrahim Aksu ile tartışmıştık o Frank olduğunu iddia ediyor ama ben Frederick olduğunu düşünüyorum. Burada da muhtemelen tek kız kardeşi ile fotoğrafta yer alıyor. 1855 -1856 yıllarında çekilmiş bir fotoğraftır bir diğer aile fotoğrafında kendisinin yer almadığını görüyoruz.




Ahmet Kolkoparan: Tam Bonet'in bitiminde İris otelin olduğu yerlere tekabül eden Kuzey İskelesi'nin yer aldığı fotoğrafı görüyoruz. O dönem 3 tane iskele var. Görmüş olduğunuz yukarıdan aşağıya doğru inen çizgi taşımayı kolaylaştırmak adına yapılmış bir hattır.



Ahmet Kolkoparan: Az önce Çanakkale şehir dışında çekilmiş en eski fotoğrafı gördünüz. Şimdi ise Çanakkale merkezinde çekilmiş en eski fotoğrafı görüyorsunuz. Calvert ailesinin fotoğrafında az önce göstermiş olduğumuz Frederic Calvert yok. Çünkü 1866-1868 yılları arasında iki tane davası var. O da çareyi kaçmakta buluyor. 1866 yılında çekilmiş olan bu fotoğraftan yola çıkarak gerek fiziksel özellikleri, gerek doğum tarihlerini dikkate alırsak bu tarihi tespit ettik. Calvert yalısının iskele tarafındaki alanından çekilmiş bir fotoğraftır. Frank Calvert'in az önceki fotoğrafla benzerliği olduğunu düşünmüyorum. Görülen çocukların hepsi Frederic'in çocuklarıdır. 1900'li yılların başından itibaren Amerika'ya göç ediyorlar. Nesillerini devam ettiremiyorlar. Bu neslin çok fazla erkek çocuğu da olmamış. Daha çok akraba evliliği tarzında evlilik gerçekleştirmişler.




Ahmet Kolkoparan: Birbirlerine çok yakın tarihli iki fotoğrafı görüyoruz. Benim fikrim soldaki fotoğraf biraz daha eskiye ait çünkü  daha derli toplu gözüküyor. Sağdaki fotoğrafta ise çimler uzamış ve bakımsız gözüküyor. Calvertlerin Halk Bahçesine getirdikleri farklı türdeki ağaçları çok uzamayan ağaçlardır.  Kayserili Ahmet Paşa Cadddesinin oluşması ile beraber ağaçlar ortadan kalkıyor. Bu fotoğraflar 1860 -1890 yılları arasında çekilmiştir.

Bülent Erbaş: Fotoğraflar farklı açılardan çekilmişler. Aynı seviyeye gelecek olsalar ağaçların büyümüş olacağını bulabilirdik.

Ahmet Kolkoparan: İngiliz Mezarlığı’nda bir mezhep farklılığı var mıdır?


Bülent Erbaş: Bildiğim kadarıyla yoktur.


Ahmet Kolkoparan: 1860’li yılların başı 1890’li yılların ortası olduğunu düşünüyorum. Kayserili Ahmet Paşa Caddesi oluşmaya başlıyor. Bina kullanılmıyor havasını aldım.
___Panjurların yarı açık olduğunu görüyoruz, bombeler ve gölgelerde de bunu görebiliyoruz bence yarı açık olarak kullanılıyor. İkinci bombeye baktığımızda yarı açık olduğunu görebiliyoruz bence kullanılıyor.

Aşkın Koyuncu: 1930’lu yıllara kadar içinde kalınmış, yardımcıların burada kaldığını biliyoruz.

Ahmet Kolkoparan: Yaptığım araştırmalar sonucunda 1845-1850 yılları arasında inşası olduğuna rastladım. Frederic’in eşi çok zengin bir ailedir. Evlilik tarihleri 1842’dir.

Bülent Erbaş: Çanakkale’de mülk edinme ve inşaat yapma izni 1840’da veriliyor.

Ahmet Kolkoparan: En büyük hasarı 1912 yılındaki depremde görüyor. Sonraki yıllarda da eskimeye yüz tutuyor.

Aşkın Koyuncu: 1926 yılındaki Çanakkale Halk evine dair fotoğraflarda Calvert yalısı halen daha görülüyor.

Ahmet Kolkoparan: 1930’lu yılların sonunda yıkılıyor. Calvert yalısının yıkılmasından sonraki malzeme ile Valilik Binası’nın yapımında kullanıldığı bilgisi var.

Şevket Ağan: Valilik binası ile Erkek Sanat Okulu’nun binasının taşları aynıdır. Olasılıkla binanın zemininde kullanılmıştır.

Ahmet Kolkoparan: Duyumlarımıza göre Calvert ailesi evlerinin dahi idamesini sağlayamadıkları için bahçeyi bırakıyorlar. Bahçe ayrılıyor ve sonrasında devamı geliyor.



Ahmet Kolkoparan: Yine eski tarihli sayılabilecek bir fotoğraf. Doktor Abdürrahim Bey’in binasının oralardan çekildiğini düşünüyorum.


Şevket Ağan: Hayır, bu kadar yakın değildir iki binanın arası, kendisi dayım olur, evi iyi bildiğim için söylüyorum ki aralarındaki uzaklık bu kadar kısa değildir.



Ahmet Kolkoparan: Des Granges fotoğraflarıdır. Babası alman, Yunanistan’da doğmuş bir fotoğrafçı. 1861-1871 yılları arasında bir geziye çıkıyor topladığı albümde Çanakkale civarından da fotoğraflar var. Şimdi bunları inceleyelim.


Ahmet Kolkoparan: Kumkale fotoğrafını görüyoruz oldukça eski bir fotoğraf. Tümülüs civarından çekilmiş bir fotoğraftır. Yaklaşık 150 yıl önce çekilmiş ama çeşitli yöntemlerle günümüz halini kıyaslamaya çalıştığımız zaman denizin yerini bir şekilde tespit edebiliriz.



 Ahmet Kolkoparan: Yine aynı dönem fotoğraflarından Pınarbaşı köyü ki fotoğrafın bilgi notunda dahi Pınarbaşı yazar. 





Ahmet Kolkoparan: Erenköy, uzakta Gökçeada’yı görüyoruz. Evlerin çatılarının olmaması epey ilginç.


Ahmet Kolkoparan: Dümrek istikametine doğru bir bakış.




Ahmet Kolkoparan: Solda Bozcaada görülüyor. Çatılı bir bina var onun dışında çatılı bina çok yok. Bu dönemde köy 5 ya da 6 bin civarında bir nüfusa sahiptir.


Ahmet Kolkoparan: II. Abdülhamid dönemi fotoğrafları Çanakkale fotoğrafları arasında önemli yer tutmaktadır. Maalesef çoğuna ulaşamıyoruz. 1876-1909 yılları arasında 33 yıl tahta oturan II. Abdülhamit bu süre zarfında fotoğraflar çektirtiyor. Çekilmiş fotoğrafları da toplatarak bir arşiv oluşturuyor.


Ahmet Kolkoparan: Çimenlik Kalesi’ndeki tabyalar henüz inşa edilmemiş, burçlar henüz yıkılmamış.




Ahmet Kolkoparan: Yakın geçmişin askeri hastanesi bugün devlet hastanesinin ek binası olarak görev yapıyor. Solunda Anadolu Mecidiye Tabyası, II. Abdülhamid tabyaları elden geçirttiğinin ertesinde çekilmiş bir fotoğraf. O dönem Anadolu Mecidiye tabyası kışla pozisyonunda. Bu binanın Boğaz Komutanlığı’ndan girerken olan yerde orada ise subayların binaları mevcut, hemen sonrasında at ahırları var. Sağ tarafa doğru da bugünkü 18 Mart yazısının yazdığı yeri görebilirsiniz.



Ahmet Kolkoparan: Normal şartlarda Saat Kulesi’nin görülüyor olması lazımdı ama cami minaresine benzeyen yapı 1912 öncesi Saat Kulesi fotoğraflarında görünen minaredir. Bugün Okullar Pazarı olarak bilinen yere tekabül eden bir camidir. Muhtemelen 1912 depreminde yıkılıyor. Savaş dönemi Çimenlik Kalesi fotoğraflarında kayıkhane vardır. Hemen sonrasında Deniz Müzesi binası yapılıyor bu birinci kuşak fotoğraflarındandır. Fotoğrafta dönemin Fransız konsolosluğunu görüyoruz, fotoğrafın 1890’lı yıllarda çekilmediğini şuradan anlıyoruz ki Kilise henüz inşa edilmemiş çünkü kilise izni 1890’lı yıllarda veriliyor.

Aşkın Koyuncu: 1800’lü yıllardan itibaren burada pek çok Avrupa devleti konsolosluğu var. Fransız konsolosluğunun Tanzimat döneminde yapıldığını biliyoruz, Katolik kilisesinin de ondan sonra yapıldığını biliyoruz. İlk girişim 1839 yılı, kilisesinin gizli olarak yapılma tarihi 1848 sonrasında kilise olarak 1856 yılında tescil ediliyor. 1890’lı yıllarda fotoğraflarda gördüğümüz hallerine kavuşuyoruz.



 Ahmet Kolkoparan: II. Abdülhamid fotoğraflarında elle ayarlayarak panoramik çekim yapılmış. Bu fotoğraf da diğer fotoğrafın devamı niteliğindedir. Daha henüz askeri hastanede yok o zaman aklımıza fotoğrafın 1880’li yıllardan daha eski olacağı geliyor. Askeri hastane binasının 1870’lerin sonunda yapılıyor.  Kayıtlarda askeri hastane diye geçen bir yer var ama orası burası mı muhtemelen bugünkü 18 Mart okulunun oradaki bir binanın askeri hastane olarak kullanılmasından dolayı kayıtlarda öyle geçiyor. Hastane Bayırı’nın olduğu yerde binalar yok. 



Ahmet Kolkoparan: Bir diğer Çanakkale fotoğraflarını gördüğümüz kaynak ise Servet-i Fünun dergisidir. 1891’li yıllarda yayınlanmaya başlamıştır.


Ahmet Kolkoparan: Bu fotoğraf 1894 tarihli Serveti Fünun’da yayınlanmıştır. Truva Oteli’nin önlerinden çekilmiştir. Kumsal şeklinde değil de sahil düzeltilmiş gibi gözüküyor.




 Ahmet Kolkoparan: Binanın sol tarafında kocaman bir dört duvar görüyoruz. Bize doğru bir sokak olduğunu hayal ediyorum.


Şevket Ağan: Duvar bir evin bahçesine mi ait?

Ahmet Kolkoparan: Ters açıdan çekilmiş bir fotoğraf elimizde yok.

Aşkın Koyuncu: Bugün Hasan Mevsuf Sokak emniyetin önüne çıkan cadde mevcut, 1890’da illkokulun diğer tarafına alınıyor. Hasan mevsuf sokağın arkasında sıra selviler diye bahçeler var. Fotoğrafın çekildiği yerin sağ arkası islam mezarlığı, duvarın olduğu yerde özel bir mülk olabileceğini düşünüyorum.

Ahmet Kolkoparan: 97 yaşındaki Kemal Güngördü binayı annesinin Mr.’ın evi diye anlatırdı dedi. Bende o anlatımdan sonra fotoğrafta görünen günümüzde Öğretmen Evi olarak kullanılan binanın bir özel mülk olabileceğini düşündüm.

Aşkın Koyuncu: Okul olarak yapıldığı çok belli ama belki işgal döneminde el konulmuş olabilir. Yapı sonraki yıllarda muhtemelen tadilat geçirmiştir.


Ahmet Kolkoparan: Bu fotoğraf Saat Kulesi’nin ilk halinin fotoğrafıdır. Yeşil Baş Dede Türbesi’ni görüyoruz. Yeşil Baş Dede Türbesi, Saat Kulesi ve Vitalis’in evini bir arada düşünürsek ortaya bir şey çıkar mı? Vitalis konağını ayırdığımızda mezarlığın burada ne işi var? Benim düşünceme göre arkada görülen cami ile alakalı olabileceğini düşünüyorum. Oradan kalabilir mi diye düşünüyorum.

Aşkın Koyuncu: 1896-1897 yıllarında yapıldığı yerde de daha önce de Ömer Çakır Saat Kulesi’nin olduğunu söylemişti. Cami haziresinin olabileceğini düşünemiyorum çünkü arada başka bir sokak, Çanakçılar sokağı adlandırılan bir sokak var.

______Saat Kulesi’nin ikincil bir saat kulesi olabileceğini düşündürtüyor. Mesken olarak şu anki camiye baktığımız zaman sağ taraftaki mezarlık oraya çok yakın duruyor. Saat kulesi o meydanda olabilir sonrasında bu meydana taşınmış olabilir diye düşünüyorum.

Ahmet Kolkoparan: Saat Kulesi’nin inşası ile ilgili genel bilgi yapım tarihinin 1897 olduğudur. Bu fotoğraf 1894 yılındaki 210 sayılı Servet-i Fünun dergisinden alınmış bir fotoğraftır.

Aşkın Koyuncu: O zaman Ömer Çakır’ın söylemine geliyoruz saat kulesinin yerine başka bir saat kulesi yapıldığı tezini doğruluyor fakat form olarak şimdikinin aynısı.

Ahmet Kolkoparan: Saat Kulesi’nin katları ile ilgili bir yanılgı var aksine üstündeki şapka değiştiği için başka bir kat eklenmiş gibi düşünüyoruz. Zamanımız sona erdi fakat sunuda gösterilmeyen fotoğraflar kaldı, onları da önümüzdeki 23 Ocak 2019 tarihinde gerçekleştireceğimiz yeni sohbette yorumlamaya devam edeceğiz.






27 Aralık 2018 Perşembe

26 Aralık 2018 haber





Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi’nde 2018 senesinin son Çarşamba etkinliği gerçekleştirildi.

26 Aralık 2018 Çarşamba günü Ahmet Kolkoparan ile Eski Kent Fotoğrafları Okuma etkinliğinin onuncusu gerçekleştirildi. 1850’li yıllardan itibaren çekilmiş Çanakkale fotoğraflarının örnekleri ile hikayelerinin konuşulduğu etkinlikte ilk olarak 1855-1856 yıllarında çekilmiş Erenköy İngiliz Hastanesi’nin fotoğrafı paylaşıldı. Fotoğrafların hikayeleri, fotoğraflarda yer alan kişilerin bilgileri, binaların tam olarak günümüz karşılıkları gibi konular konuşuldu. Erenköy İngiliz Hastanesi’nin fotoğraflarının paylaşılması sırasında Calvert ailesinin fertlerinden Frederick Calvert’in Ahmet Kolkoparan’ın deyimiyle bilinen ilk fotoğrafı da paylaşıldı. Calvert ailesinin fotoğraflarının paylaşımının ardından günümüzde Morabbin Parkı’nın olduğu yerde bulunan Calvert Yalısı’nın ve Kayserili Ahmet Paşa Caddesi’nin oluşmadan önceki halinin fotoğrafları da paylaşıldı. Fotoğraflar üzerinden binanın çevresindeki yapılara ve o zamanlar İngiliz Bahçesi günümüzde Halk Bahçesi olarak bilinen bahçeye dair anılar ve bilgiler de konuşuldu. Servet-i Fünun mecmuasındaki Çanakkale fotoğraflarının da paylaşıldığı etkinlikte Çanakkale Saat Kulesi’nin ilk fotoğrafı da gösterildi. Fotoğrafın tarihinin 1894 olması ve Saat Kulesi’nin bilinen yapım tarihinin ise 1897 olması araştırılması gereken başka bir konu olduğu fikrini ortaya attı. Sohbete katılan konukların da konuya dair düşüncelerinin paylaşmasının ardından sohbet gösterilmesi planlanan fotoğrafların zaman kısıtlaması nedeniyle sadece yarısının gösterilmesi ve gelecek ay gerçekleştirilecek olan Eski Kent Fotoğrafları Okuma etkinliğinde diğer yarısının da paylaşılacağı bilgisinin verilmesinin ardından sona erdi. Etkinliğin çözümlemeleri ve gösterilen fotoğrafları Kent Müzesi blog sayfası üzerinden paylaşılacak.

Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi’nde 2 Ocak 2019 Çarşamba günü kent sohbeti gerçekleştirilmeyecektir. 9 Ocak 2019 Çarşamba saat 18.00’da Alaettin Saraç ile “Mondros Mütarekesinin Çanakkale’de Uygulanışı” başlıklı sohbet gerçekleştirilecektir.






12 Aralık 2018 Çarşamba

28 Kasım 2018 Eski Kent Fotoğrafları Okuma IX etkinlik çözümlemesi





Ahmet Kolkoparan: Bu akşam altı başlık altında konuşacağız. İlk olarak fotoğrafın tarihçesinden bahsetmek istiyorum. Dünya fotoğraf tarihi dendiği zaman dünyada iki isim akla gelir.


Ahmet Kolkoparan: 1839 yılında Daugere’nin ilanı ve icadı ile başlar. Ardından dünyaya yayılması çok da zaman almaz. 



Ahmet Kolkoparan: Gördüğünüz iki fotoğraf dünyada çekilmiş ilk fotoğraflardır. Çalışmalar sırasında elde edilmiş görüntüdür. O zamanki amaç kalıcı görüntü elde etmektir. Niepse ve Daguerre anlaşma imzalayıp beraber çalışmaya başlıyorlar ve sağda görmüş olduğunuz Daguerreotype karanlık oda denilen yöntem ile fotoğrafın hikayesi başlıyor. 



Ahmet Kolkoparan: Osmanlı’da fotoğrafın tarihine geldiğimizde Ceride_i Havadis gazetesinde ticaret ilan yayınlanır bu ilanda Mösyö Kompa’nın adı geçer. Mösyö Kompa Osmanlı’ya fotoğrafı ilk getiren kişi olarak bilinip kabul edilir ama ancak bununla beraber üzerinde F.M.K, M.K, K.M gibi ibareler bulunan tüm Çanakkale fotoğraflarının da Mösyö Kompa tarafından çekildiğine dair bir algı 
oluşur. 


Ahmet Kolkoparan: Bugünkü etkinlikte bu yanlışı düzeltmek için bir aradayız.


Ahmet Kolkoparan: Şöyle ki Mösyö Kompa 1842 yılında Osmanlı’ya bu teknolojiyi getiriyor. Yalnız Mösyö Kompa’ya ait olduğu düşünülen fotoğrafların tarihi ise 1922’li yıllardan itibaren çekilmiş fotoğraflardır. Arada neredeyse 100 sene var. Bunun dışında bu kadar Osmanlı tarihine kazınmış fotoğrafçı varken Mösyö Kompa’nın adı sadece Ceride-i Havadis gazetesinde geçen ticari ilanda geçer. Onun dışında başka bir yerde göremezsiniz. Bunun üzerine çalışma yapan akademisyenlerde de şöyle bir kabullenme vardır Mösyö Kompa alıştığımız tarzda bir fotoğrafçı değil günümüz tabiriyle kapıdan satıcı tarzında Fransa’dan almış olduğu cihazı öğretecek ve satacaktır. Ne Osmanlı ne de Fransa’da kaydı da yoktur. Bazı akademisyenlerin isminde dahi uzlaşamadığı yerler vardır. Resmi kaydı olmadığı için Mösyö Kompa ile ilişkilendirmek doğru bir yaklaşım olmaz.
Fotoğrafların üzerinde yazan imzalar konusunda konuşalım.


Ahmet Kolkoparan: En sık rastladığımız imza türü Chanak ve F.M.K harflerinin birlikte bulunduğu bu imza türüdür. Burası Dizdar Cami minaresinden çekilmiş, Nedime Hanım Mektebi’ne doğru bakış, Nedime Hanım’ın arkasında görünen minare Tıflı Cami minaresi yer alıyor. Cami işgal dönemindeki fotoğraflarda görülmektedir. Bu yapı aslında duruyor, çok değişmiş bir halde ev olarak kullanılıyor. Fotoğrafta Rum Kilisesi ve Cumhuriyet Okulu’nu da görüyoruz. Şimdiki Zafer Meydanı olarak adlandırılan bölgede yapılar mevcut. Birinci tür imzamız budur. Chanak zaten o dönem Çanakkale’nin ismidir. 1800’ü yılların ortasında Çanakkale’den Chanak diye bahsediliyor. Kale-i Sultaniye sultana adandığı için insanlar bundan vazgeçmek istemiyorlar ve kullanıyorlar.


Ahmet Kolkoparan: İkinci tür imza ise Chanak  ve M.K harflerinin olduğu imzadır. Tüm imzalarda M harfini standart olarak görüyoruz. Bu fotoğraf Hastane Bayırından inerken Havan Tabya Sokağın hemen alt tarafında Zübeyde Hanım Sokak ile arasında kalan noktadan çekilmiştir. Görmüş olduğunuz dere yatağı eski çıraklık eğitimin olduğu yerin üst sokağıdır. Tarihi Askeri hamamı görüyorsunuz, hamamın arkasında  görülen yapı tarihi hastane binasının Çanakkale savaşı döneminde bulaşıcı hastalıklar kliniği olarak kullanılan bölümüdür. Etraftaki binalar bugünkü halinden çok uzaktadır.


Ahmet Kolkoparan: Şimdi de K. M harflerini kullanarak bir imza oluşturulmuş. Subay Ordu Evi’nin önünden sandaldan çekilmiş bir fotoğraf. Arkada üçgen şeklinde çatısı olan bina kırmızı mağaza olarak anılan yerinde Truva Oteli’nin bulunduğu yapı, yanında sanat galerisi olarak kullanılan Matmazel Hettie evi olarak bilinen yapı, sonrasında da Piri Reis Müzesi olarak hizmet veren ve Sahil Sıhhiye binasını görüyoruz. En sonda da Calvert yapısını görüyoruz. Fotoğraf işgal dönemine aittir. 

Ahmet Kolkoparan: Bu kez M ve H harflerinin arasında iki nokta üst üste işareti kullanılmıştır. Donanma Çay Bahçesi’ne kadar olan bölgeyi görüyoruz.



Ahmet Kolkoparan: Bu sefer de photo ibaresini kullanarak M. K harflerini kullanmıştır. Bu işler bir Türk tarafından addedilmiş olsaydı sanmıyorum ki fotoğraf ibaresi İngilizce yazılsın. Fotoğrafın içeriği dini törene dayanıyor yine bir işgal dönemi fotoğrafıdır. Fotoğrafa dair ihtimaller oldukça fazla, İzmir’in kurtuluşu, birlik beraberlik sağlamak için sıkça başvurulan yöntem de olabilir. Cenaze gibi gelse de ortada bir cenaze göremiyoruz. O  halini bilemediğimiz için yakıştırma yapmakta zorlanıyor olabiliriz. Bir kuyu gözüküyor ama bugün resmi daire olarak kullanılan binaların bahçesinde de kuyu vardır. Bana sanki koruma kurulunun orası gibi geldi. Dikmeleri düşünerek hareket ettiğimde orayla benzerlik kuruyorum.

Bülent Erbaş: 18 Mart Okulu’nun bahçesindeki dikmelere de benziyor etrafın doldurulduğunu düşünebiliriz.

Ahmet Kolkoparan:Bu fotoğrafta görüyoruz ki kısaltma olarak kullanılan ifadelerin M. Kemal olarak karşımıza çıkıyor. bu ibarenin yazılmasının nedeni ne olabilir diye konuşabiliriz. Görmüş olduğumuz fotoğrafların genel olarak tarihi 1922 ve 1923 yıllarıdır. Deniz taşıtından karaya çıkartma yapılıyor bunu stratejik anlamda yapabileceğiniz belli yerler var onların da birisi de Çimenlik Kalesi ve Anadolu Hamidiye Tabyaları’nın olduğu yer olabilir. Tarihlendirmeleri genel olarak üzerinde görmemiz de mümkündür. M Kemal ifadesini değerlendirdiğimizde pek çok alternatif vardır. E harfi Fransızca olarak yazılmış.



O dönemlerde Türk fotoğrafçısı yaygın mıydı?

Ahmet Kolkoparan:O dönemde Türk fotoğrafçısı yok. Malzemeye erişmek oldukça güç. Savaş ile beraber işgal askerlerinin yanlarına getirmiş oldukları makineler sayesinde biliyoruz. Onların sayesinde o dönemin Çanakkalesini görüyoruz. İmzalı fotoğraflar arasında tam bir standart göremiyoruz. Şahsi fikrim bu fotoğrafların tek elden çıkmadığı yönünde. Bu fotoğraftaki M Kemal ibaresinin maske imza olduğunu düşünüyorum. Neden açıkça yazılmamış, buradaki amaç nedir? II. Abdülhamit zamanından itibaren İstanbul’da birçok fotoğrafçı var. Herhangi bir çekingenlik yok neden bu fotoğrafların üzerinde böyle yer alıyor.

Bülent Erbaş: Bu fotoğrafların orijinalinin üzerinde sonradan yapılan bir oynama yapılmış olabilir.

Ahmet Kolkoparan: Tab esnasında bu görmüş olduğumuz işaretler aslında baskıyı yapan kişiyi yapan işaretlerde olabilir. Belirsizlik var ama benim asıl amacım bu fotoğrafları çeken kişinin Mösyö Kompa olamayacağını dile getirmektir. Üzerinde yazılan kısaltmaların da çekeni belli etmekten ziyade aslında çekeni gizleme amaçlı olduğunu düşünüyorum. 


Ahmet Kolkoparan: Az önce görmüş olduğunuz M. Kemal ibareli fotoğrafın kişisel fikrimce ilk fotoğraflardan biri olabileceğini düşünüyorum. Açıkça yazmanın sonrasında kısaltmaya dönmüş olabileceğini düşünüyorum. Gayri Müslim Osmanlı tebasından birisi çekmiş olabilir çekingenliğinden dolayı ismini gizlemiş olabilir. Diğeri ise askerlerin çekmiş olabilir bölük olarak dağıtılmış olabileceğini düşünüyorum.

Bülent Erbaş: Benim düşüncem de şu yönde ki negatiflere erişemediğimiz sürece bunların baskı sırasında konulmuş olabileceğini düşünmek kolaydır. Orijinallerine ulaşabilirsek eğer bir sonuca ulaşabiliriz.

Ahmet Kolkoparan: Orijinalleri hiçbir şekilde yok. Bazılarında ibareler kazınmış haldeler. Asker arasında kartpostal şeklinde kullanılmış olabilir.


Ahmet Kolkoparan: Bu fotoğraf Ermeni Kilisesi’nin önünden bir kareyi gösteriyor. Daha önce de söylenildiği gibi fotoğraflarda bir standart yok. 



Ahmet Kolkoparan: Calvert Yalısı'nının göründüğü bir fotoğraf yine F.M.K imzalı.


Ahmet Kolkoparan: Valiliğin önünden Hastane Bayırına doğru bir bakış, Subay Orduevi'nin olduğu yeri görüyoruz. 





Ahmet Kolkoparan: Anadolu Mecidiye Tabyası’nın olduğu yer. Eski askeri hastanenin hemen arkasındaki acil girişine denk gelen alandadır. Askeri Plajın olduğu yeri görüyoruz.  


Ahmet Kolkoparan: 1922 tarihli F.M.K imzalı bir fotoğrafı görüyoruz. Dini bir tören ya da kutlamayı görüyoruz. Sivil halkı görüyoruz. 


Ahmet Kolkoparan: Eski Aygaz kavşağından Cumhuriyet Meydanına doğru olan alanı görüyoruz. ÇOMÜ binasının çatısı gözüküyor. Fotoğraflarla çok uğraştığım önemli  bir detayı farkediyorum. Fotoğrafı çekenden ileriye doğru bir gölge görüyoruz, orada eskiden bir duvar var, sonrasında cadde oluşuyor. Araçların öğretmen evine giriş yaptığı yerden yola doğru bir duvar var orada. 



Ahmet Kolkoparan: Dizdar Camisinden çekilmiş bir fotoğraf görüyoruz. Yüksek bir alan olarak kullanılmış. Bazı fotoğraflara kod işlenmiş, tab esnasında da oluşmuş olabilir ya da askeri bölükler arasında da olmuş olabilir. Cami minaresi çok çeşitli fotoğraflarda kullanılmıştır. Nerede tab edildiğine dair bilgimiz olsa fotoğraf ile ilgili daha çok bilgiye ulaşabilirdik.


Ahmet Kolkoparan: Dardanelles ibaresini ilk kez görüyoruz. Fotoğrafta görülen kişi Çanakkale’deki levanten ailelerinden birinin büyüğü olarak bahsediliyor. Fotoğrafın çekildiği ye Deniz Müzesi'ndeki denizaltının kalıntısının olduğu yere tekabül ediyor. Fotoğrafın üzerinde numara da var.


Ahmet Kolkoparan: İlginç bir fotoğraf, işgal dönemi ama bayraklarla donatılmış. Çarşı caddesine çıkmadan Yalı cami minaresini görmektesiniz. Şu anda şemsiyeli sokak olarak anılan sokağın hizasından çekilmiş bir fotoğraf. İmzalar sürekli değişiyor, bu da yeni bir çalışmayı gerektiriyor. Sivil ve askeri olarak düşündüğümüzde mekan olarak değerlendirme gerekliliği oluşuyor. Yabancı kaynaklarda da fotoğraflara dair bilgiler yok. Belirsizliğin nedeni bundan kaynaklanıyor. Üstünde bir çalışma yapmamız şart. 




Ahmet Kolkoparan: Mehmetçik Bulvarı ve Bebekli Evleri görmektesiniz. F. M. K damgalı bir fotoğraf ama bu fotoğraf için pek çok kaynakta Türk askerinin Çanakkale’ye girişi 1936 olarak gösteriyor.

Bülent Erbaş: Bu fotoğraf 1936 olarak gözükmüyor çünkü taşınmamış mezarlığı görüyoruz.




Kentler Anlatılınca Güzeldir sloganı ile çıktığımız bu yolculukta kentimizi anlatmaya ve paylaşmaya devam ediyoruz. Eylül ayından itibare...